Epstein Dosyaları ve Sessizliğin İkiyüzlülüğü
Dünya bugün Epstein dosyalarından dökülen karanlık gerçekleri konuşuyor.Çocuklara reva görülen insanlık dışı suçları…Kadınlara uygulanan iğrenç istismarları…Gücün, paranın ve dokunulmazlığın arkasına saklanan kirli bir düzeni… Ama garip bir şey var.Bu kadar büyük bir vahşet ifşa olmuşken, bir kesim derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Hani neredeler?Hani bir ağaç kesildiğinde günlerce bağıranlar?Hani bir sokak hayvanı için meydanlara inenler?Hani “hak, hukuk, adalet” diye slogan atanlar?Hani sanatçı kimliğiyle topluma yön verdiğini iddia eden sanat–sepet tayfası? Ortada yoklar.Ses yok. Tepki yok. Paylaşım yok. Bu sessizlik tesadüf değil.Bu sessizlik masum da değil. Biz bu duyarsızlığı aslında tanıyoruz.Gazze’de çocuklar öldürülürken sustuklarında görmüştük.Kadınlar enkaz altında kalırken görmezden geldiklerinde tanımıştık onları. Ama mesele burada daha da çıplak.Çünkü bu dosyalarda adı geçenler;Onların “medeniyet” diye yücelttiği Avrupalılar,Hayranlıkla örnek gösterdikleri Batılı elitler. İşte tam da bu yüzden susuyorlar. Eğer bu suçlar Müslüman bir ülkede işlenmiş olsaydı,Eğer failler Müslüman isimler taşısaydı,Emin olun sosyal medya günlerce çalkalanırdı.Etiketler açılır, bildiriler yayımlanır, ekranlar dolar taşardı. Ama failler “bizden” değil…Onların dünyasından. Demek ki sorun çocuk değil.Sorun kadın değil.Sorun insanlık hiç değil.Sorun kimlik. Bugün yaşanan şey, bir adalet krizinden çok daha fazlasıdır.Bu, ikiyüzlü bir ahlakın,Seçici bir vicdanın,Kokuşmuş bir sessizliğin ifşasıdır. Ve bu sessizlik, en az dosyalardaki suçlar kadar ağırdır. Fikri ÜnverKalem gücünü kelamdan alır
Dünya bugün Epstein dosyalarından dökülen karanlık gerçekleri konuşuyor.
Çocuklara reva görülen insanlık dışı suçları…
Kadınlara uygulanan iğrenç istismarları…
Gücün, paranın ve dokunulmazlığın arkasına saklanan kirli bir düzeni…
Ama garip bir şey var.
Bu kadar büyük bir vahşet ifşa olmuşken, bir kesim derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.
Hani neredeler?
Hani bir ağaç kesildiğinde günlerce bağıranlar?
Hani bir sokak hayvanı için meydanlara inenler?
Hani “hak, hukuk, adalet” diye slogan atanlar?
Hani sanatçı kimliğiyle topluma yön verdiğini iddia eden sanat–sepet tayfası?
Ortada yoklar.
Ses yok. Tepki yok. Paylaşım yok.
Bu sessizlik tesadüf değil.
Bu sessizlik masum da değil.
Biz bu duyarsızlığı aslında tanıyoruz.
Gazze’de çocuklar öldürülürken sustuklarında görmüştük.
Kadınlar enkaz altında kalırken görmezden geldiklerinde tanımıştık onları.
Ama mesele burada daha da çıplak.
Çünkü bu dosyalarda adı geçenler;
Onların “medeniyet” diye yücelttiği Avrupalılar,
Hayranlıkla örnek gösterdikleri Batılı elitler.
İşte tam da bu yüzden susuyorlar.
Eğer bu suçlar Müslüman bir ülkede işlenmiş olsaydı,
Eğer failler Müslüman isimler taşısaydı,
Emin olun sosyal medya günlerce çalkalanırdı.
Etiketler açılır, bildiriler yayımlanır, ekranlar dolar taşardı.
Ama failler “bizden” değil…
Onların dünyasından.
Demek ki sorun çocuk değil.
Sorun kadın değil.
Sorun insanlık hiç değil.
Sorun kimlik.
Bugün yaşanan şey, bir adalet krizinden çok daha fazlasıdır.
Bu, ikiyüzlü bir ahlakın,
Seçici bir vicdanın,
Kokuşmuş bir sessizliğin ifşasıdır.
Ve bu sessizlik, en az dosyalardaki suçlar kadar ağırdır.
Fikri Ünver
Kalem gücünü kelamdan alır