Krizden Güce: Türkiye’nin Dört Temel Eylem Alanı

Türkiye, son yıllarda eş zamanlı olarak hem iç hem de dış kaynaklı ağır sınamalarla karşı karşıya kalmıştır. Depremler, bölgesel çatışmalar, terör tehdidi ve küresel ekonomik dalgalanmalar; devlet kapasitesini, toplumsal dayanışmayı ve siyasi kararlılığı aynı anda test etmiştir.

Şub 17, 2026 - 15:30
Şub 17, 2026 - 15:31
Krizden Güce: Türkiye’nin Dört Temel Eylem Alanı
Türkiye, son yıllarda eş zamanlı olarak hem iç hem de dış kaynaklı ağır sınamalarla karşı karşıya kalmıştır. Depremler, bölgesel çatışmalar, terör tehdidi ve küresel ekonomik dalgalanmalar; devlet kapasitesini, toplumsal dayanışmayı ve siyasi kararlılığı aynı anda test etmiştir. Bugün gelinen noktada hükümetin önünde duran temel mesele, bu krizleri yönetmekten öte, krizleri güce dönüştüren kalıcı bir devlet refleksi ortaya koymaktır. Bu çerçevede dört ana başlık, Türkiye’nin yakın ve orta vadeli yol haritasını belirlemektedir.
1. Depremin Ardından Ayağa Kalkmak: 
Deprem sonrası süreç, yalnızca yıkılan binaların yapılmasıyla sınırlı bir imar faaliyeti olarak ele alınmamaktadır. Hükümetin yaklaşımı; şehirlerin, sosyal dokunun ve ekonomik hayatın birlikte ayağa kaldırılması esasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda:
• Kalıcı konutların hızlı ve güvenli şekilde inşası,
• Altyapı, ulaşım ve kamu hizmetlerinin eş zamanlı devreye alınması,
• Bölge ekonomisinin yeniden canlandırılması için istihdam ve üretim odaklı teşvikler,
• Afet yönetiminde önleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi
öncelikli eylem alanları olarak belirlenmiştir.
Amaç, yalnızca yaraları sarmak değil; daha dirençli, daha güvenli ve daha planlı şehirler inşa etmektir. Deprem, bir kader değil; doğru yönetilmediğinde felakete dönüşen bir gerçektir. Bu bilinçle hareket edilmektedir.
2. Suriye Meselesinde Belirleyici Rol: Masada Güç, Sahada Denge
Suriye krizi, Türkiye açısından yalnızca bir dış politika başlığı değil; doğrudan güvenlik, göç ve bölgesel istikrar meselesidir. Hükümetin temel yaklaşımı, sahadaki gerçeklikten kopmadan, masada belirleyici bir aktör olma hedefi üzerine kuruludur.
Bu çerçevede:
• Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit eden unsurların bertaraf edilmesi,
• Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan diplomatik zeminlerin desteklenmesi,
• Göç baskısını azaltacak güvenli bölgelerin sürdürülebilir hâle getirilmesi,
• Bölgesel ve küresel aktörlerle dengeli ama milli menfaat odaklı ilişkiler
ön plana çıkmaktadır.
Türkiye, Suriye’de edilgen değil; oyunu okuyan, yön veren ve denge kuran bir pozisyonu kararlılıkla sürdürmektedir.
3. Terörsüz Türkiye: Güvenlikten Kalıcı Huzura
Terörle mücadele, yalnızca askeri bir mesele olarak değil; çok boyutlu bir devlet politikası olarak ele alınmaktadır. Hükümetin hedefi, geçici başarılar değil; terörün tüm zeminlerinin ortadan kaldırıldığı kalıcı bir güven ortamıdır.
Bu doğrultuda:
• Sınır içi ve sınır ötesi operasyonlarla terörün lojistik ve kadro yapısının dağıtılması,
• Terörü besleyen siyasi, ekonomik ve sosyal alanların kurutulması,
• Güvenlik politikalarıyla birlikte kalkınma ve sosyal bütünleşmenin sağlanması,
• Devletin vatandaşla bağını güçlendiren kapsayıcı uygulamalar
eş zamanlı yürütülmektedir.
Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca güvenlik güçlerinin değil; devletin tüm kurumlarının ortak iradesiyle ilerleyen bir süreçtir.
4. Ekonomide Yeniden Yükseliş: İstikrar, Üretim ve Güven
Küresel ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve finansal belirsizlikler karşısında hükümetin temel hedefi; istikrarı yeniden tesis etmek ve üretim odaklı büyümeyi güçlendirmektir.
Bu çerçevede:
• Enflasyonla mücadelede kararlı ve dengeli politikalar,
• Mali disiplin ve öngörülebilir ekonomi yönetimi,
• Üretim, ihracat ve istihdamı önceleyen destek mekanizmaları,
• Yatırım ortamını güçlendiren hukuki ve yapısal adımlar
öncelik kazanmaktadır.
Amaç, günü kurtaran tedbirler değil; sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahı kalıcı hâle getirmektir.
Sonuç: Krizlerden Güçlü Bir Türkiye Çıkarmak
Deprem, savaş, terör ve ekonomik baskılar… Türkiye, aynı anda birçok cephede mücadele etmektedir. Ancak bu mücadele, dağınık ve tepkisel değil; planlı, kararlı ve bütüncül bir devlet aklıyla yürütülmektedir.
Bugün atılan her adımın temelinde şu anlayış vardır:
Güçlü devlet, krizleri yöneten değil; krizlerden güçlenen devlettir.
Bu eylem planı, Türkiye’nin sadece bugünü değil; yarını da inşa etme iradesinin somut bir yansımasıdır.
>