CHP’DE DEĞİŞİM DİYE BAŞLAYAN SÜRECİN SONU: ÇİFT BAŞLI YÖNETİM

2023 seçimlerinin etkisi yalnızca sandıkta değil, sonrasında başlayan siyasi kırılmalarla uzun yıllar konuşulmaya devam edecek.

Haz 4, 2026 - 18:25
CHP’DE DEĞİŞİM DİYE BAŞLAYAN SÜRECİN SONU: ÇİFT BAŞLI YÖNETİM
Yıl 2023…
 
Türkiye, tarihinin en kritik seçimlerinden birine hazırlanıyordu. Siyasi atmosfer oldukça gergin, toplum ise adeta iki farklı kutba ayrılmış durumdaydı. Bir tarafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan Cumhur İttifakı, diğer tarafta ise “değişim” sloganıyla bir araya getirilen ve kamuoyunda “6’lı masa” olarak bilinen Millet İttifakı vardı.
 
Aylar boyunca herkes aynı sorunun cevabını merak etti:
 
“Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?”
 
Masada farklı siyasi görüşlerden partiler bulunmasına rağmen ortak aday bir türlü açıklanmıyordu. Toplantılar yapılıyor, kameraların karşısına geçiliyor, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” vurguları yapılıyor fakat aday konusu sürekli erteleniyordu. Hatta süreç içerisinde krizler yaşandı; masadan kalkanlar oldu, geri dönenler oldu. Türkiye, her gün yeni bir siyasi senaryoya uyanıyordu.
 
Beklenen an geldiğinde ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yani kamuoyunun sıkça kullandığı ifadeyle “Bay Kemal”, 6’lı masanın ortak Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklandı.
 
Ancak sadece adaylık yeterli görülmedi.
 
Kılıçdaroğlu’nun bir yanında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, diğer yanında ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu konumlandırıldı. Kamuoyuna “güçlü kadro” mesajı verilmek istendi. Bunun yanında resmi olarak masada bulunmasa da DEM Parti’nin de bu sürece dolaylı destek verdiği yönündeki yorumlar siyaset gündeminin en çok tartışılan başlıklarından biri oldu.
 
Seçim süreci oldukça sert geçti.
 
Mitingler, televizyon programları, sosyal medya kampanyaları derken Türkiye adeta nefesini tuttu. Özellikle doğu ve güneydoğuda Millet İttifakı ciddi bir oy artışı yakaladı. Muhalefet cephesinde seçim gecesi büyük bir umut havası oluşturuldu. Hatta bazı yayınlarda sonuçlar netleşmeden “kazandık” havası estirildi.
 
Ancak sandıkların tamamı açıldığında tablo değişmedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ikinci turda yeniden seçimi kazanarak ipi göğüsledi. Böylece aylarca oluşturulan “kesin kazanıyoruz” algısı büyük bir hayal kırıklığına dönüştü.
 
Asıl kırılma ise seçimden sonra başladı.
 
Seçim mağlubiyetinin faturası CHP içerisinde doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’na kesildi. Yıllarca parti içerisinde önemli görevlerde bulunan isimler bir anda “değişim” söylemiyle ortaya çıkmaya başladı. Bu sürecin en dikkat çeken ismi ise Özgür Özel oldu.
 
Kılıçdaroğlu döneminde siyasette yükselen Özgür Özel, bu kez değişimin temsilcisi olarak sahneye çıktı. Sürecin en dikkat çekici taraflarından biri ise Ekrem İmamoğlu’nun bu değişim hareketine açık destek vermesiydi. Kamuoyunda sıkça konuşulan iddialara göre, CHP içerisindeki kongre sürecinde İmamoğlu’nun hem siyasi hem de finansal anlamda ciddi etkisi oldu.
 
Ve CHP kongresi başladı…
 
Bir tarafta yılların genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta ise “değişim” sloganıyla yola çıkan Özgür Özel vardı. Sonuçta Özgür Özel seçimi kazandı ve CHP Genel Başkanı oldu.
 
Fakat tartışmalar burada da bitmedi.
 
Kısa süre sonra bazı delegelerin oylarının çeşitli yöntemlerle yönlendirildiği, baskı kurulduğu, siyasi menfaatler sağlandığı ve hatta bazı delegeler üzerinde maddi etkiler oluşturulduğu yönündeki iddialar gündeme geldi. CHP içerisindeki bu kavga artık gizlenemez hale geldi. Kamuoyunda “şaibeli kurultay” tartışmaları başladı.
 
Ve süreç giderek daha karmaşık bir hal aldı.
 
Bugün gelinen noktada CHP içerisinde “mutlak butlan” tartışmaları yalnızca siyasi bir söylem olmaktan çıkmış durumda. Kongrenin hukuken geçersiz sayılabileceği iddiaları artık doğrudan parti yönetimini etkileyen bir krize dönüşmüş halde.
 
Bu gelişmeler sonrası CHP içerisinde adeta iki ayrı yapı oluşmuş durumda.
 
Bir tarafta yeniden partinin başına dönen Kemal Kılıçdaroğlu ve onun oluşturduğu yeni yönetim anlayışı, diğer tarafta ise Özgür Özel ve değişim hareketini savunan kadrolar bulunuyor. Genel merkezde Kılıçdaroğlu’nun yeni MYK yapılanmasını oluşturduğu konuşulurken, Özgür Özel cephesinin ise milletvekilleri ve parti tabanındaki önemli bir desteği arkasına aldığı görülüyor.
 
Ortaya çıkan tablo, CHP tarihinde belki de benzeri az görülmüş bir çift başlı yönetim görüntüsü veriyor.
 
Bir genel başkan…
Ama iki farklı siyasi merkez…
 
Bir tarafta parti yönetimini hukuki zeminde yeniden şekillendirmek isteyenler, diğer tarafta ise “değişim geri döndürülemez” diyerek mevcut siyasi gücü korumaya çalışanlar…
 
Bu durum yalnızca CHP’nin iç meselesi olmaktan da çıkmış durumda. Çünkü Türkiye’nin ana muhalefet partisinde yaşanan böylesine büyük bir yönetim krizi, doğrudan Türk siyasetinin geleceğini de etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarıyor.
 
Önümüzdeki süreçte CHP’nin nasıl bir yol izleyeceği, parti içerisindeki bu güç savaşının nasıl sonuçlanacağı ve çift başlı görüntünün siyasete nasıl yansıyacağı büyük merak konusu.
 
Çünkü siyaset bazen seçim kaybetmekten daha çok, kaybedildikten sonra ortaya çıkan hesaplaşmalarla şekillenir.
 
Ve görünen o ki;
2023 seçimlerinin etkisi yalnızca sandıkta değil, sonrasında başlayan siyasi kırılmalarla uzun yıllar konuşulmaya devam edecek.
>