Güçlü Devlet, Güvenli Sokak: Ahlakla Desteklenmeyen Hukuk da Eksik Kalır

TOPLUMSAL GÜVENLİĞİN TEMELİ: AHLAK, HUKUK VE CAYDIRICILIK Vatanı korumak denildiğinde çoğu zaman akla sınırlar, askerî güç ve savunma sanayii gelir. Oysa bir ülkenin asıl savunma hattı, haritalarda çizilen çizgilerden çok daha derinde, toplumun vicdanında ve sokaklarında başlar. Gerçek güvenlik; tankla, tüfekle değil, sağlam bir toplumsal yapı ve bu yapının en hassas unsuru olan çocuklarla mümkündür. Bir milletin geleceği, yetiştirdiği çocukların ahlak anlayışı, vicdan duygusu ve hukuka bakışıyla şekillenir. Çocuk, sokağa çıktığında kendini güvende hissetmiyorsa; devlet onun hayatında yalnızca soyut bir kavram olarak kalır. Oysa devlet, çocuğun zihninde okul yolunda, parkta, apartman önünde ve mahallesinde hissedilmelidir. Güven duygusu; çocuğun ruh sağlığını, özgüvenini ve topluma aidiyetini doğrudan etkiler. Kendini güvende hissetmeyen çocuk ya içine kapanır ya da zamanla bu korkuyu öfkeye dönüştürür. Toplumun bir diğer gerçeği ise şudur: Suça meyilli ya da suç işleyen bireylerin, yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını bilmesi gerekir. Buradaki amaç intikam ya da sertlik değildir; asıl hedef caydırıcılıktır. Suçun bir bedeli olduğunu bilmek, yalnızca suç işleyeni değil, suça niyet edenleri de durdurur. Ahlak eğitimi ne kadar önemliyse, hukukun kararlılığı ve cezanın uygulanabilirliği de o kadar hayati öneme sahiptir. Ne yazık ki toplumda sıkça yapılan büyük bir yanılgı vardır: Ahlak ile hukuku birbirinin alternatifi gibi görmek. Oysa bu iki kavram rakip değil, tamamlayıcıdır. Ahlak, bireyin iç denetimini oluşturur; hukuk ise dış denetimi sağlar. Herkesin aynı vicdan seviyesinde olmasını beklemek gerçekçi değildir. Aynı şekilde yalnızca ceza tehdidiyle de sağlıklı ve huzurlu bir toplum kurulamaz. Denge, ahlak ve hukukun birlikte, tutarlı ve kararlı biçimde işletilmesindedir. Sokakların güvenliği, temennilerle ya da “insanlar zaten doğruyu yapar” iyimserliğiyle sağlanamaz. Güvenlik; açık, net ve tartışmasız kanunlarla, tavizsiz uygulamalarla ve süreklilik arz eden denetimle mümkündür. Kanunların caydırıcılığı zayıfladığında suç cesaret kazanır; uygulamada boşluk oluştuğunda ise bedeli her zaman masumlar öder. Ahlaklı ve vicdanlı bir toplum inşa etmek yalnızca devletin sorumluluğu değildir. Aile, okul, sivil toplum ve bireyler bu zincirin ayrılmaz halkalarıdır. Ailede verilen terbiye, eğitim kurumlarında kazandırılan değerler ve sokakta hissedilen adalet duygusu bir bütün hâlinde çalıştığında toplum ayakta kalır. Zincirin herhangi bir halkası koptuğunda ise güven duygusu hızla aşınır. Sonuç olarak vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Çocukları korumak ise yalnızca iyi niyetle değil; ahlaklı bireyler yetiştirerek ve suça karşı net, adil ve caydırıcı bir hukuk düzeni kurarak mümkündür. Güvenli sokaklar, sadece güçlü bir devletin değil; bilinçli, kararlı ve sorumluluk sahibi bir toplumun eseridir. Bu bilinçle hareket etmek, bugün olduğu kadar yarın için de hepimizin ortak görevidir.Fikri ÜnverKelamı güçlü olanın kalemi çürütür yalanı.

Oca 19, 2026 - 22:10
Güçlü Devlet, Güvenli Sokak: Ahlakla Desteklenmeyen Hukuk da Eksik Kalır

TOPLUMSAL GÜVENLİĞİN TEMELİ: AHLAK, HUKUK VE CAYDIRICILIK

Vatanı korumak denildiğinde çoğu zaman akla sınırlar, askerî güç ve savunma sanayii gelir. Oysa bir ülkenin asıl savunma hattı, haritalarda çizilen çizgilerden çok daha derinde, toplumun vicdanında ve sokaklarında başlar. Gerçek güvenlik; tankla, tüfekle değil, sağlam bir toplumsal yapı ve bu yapının en hassas unsuru olan çocuklarla mümkündür.

Bir milletin geleceği, yetiştirdiği çocukların ahlak anlayışı, vicdan duygusu ve hukuka bakışıyla şekillenir. Çocuk, sokağa çıktığında kendini güvende hissetmiyorsa; devlet onun hayatında yalnızca soyut bir kavram olarak kalır. Oysa devlet, çocuğun zihninde okul yolunda, parkta, apartman önünde ve mahallesinde hissedilmelidir. Güven duygusu; çocuğun ruh sağlığını, özgüvenini ve topluma aidiyetini doğrudan etkiler. Kendini güvende hissetmeyen çocuk ya içine kapanır ya da zamanla bu korkuyu öfkeye dönüştürür.

Toplumun bir diğer gerçeği ise şudur: Suça meyilli ya da suç işleyen bireylerin, yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını bilmesi gerekir. Buradaki amaç intikam ya da sertlik değildir; asıl hedef caydırıcılıktır. Suçun bir bedeli olduğunu bilmek, yalnızca suç işleyeni değil, suça niyet edenleri de durdurur. Ahlak eğitimi ne kadar önemliyse, hukukun kararlılığı ve cezanın uygulanabilirliği de o kadar hayati öneme sahiptir.

Ne yazık ki toplumda sıkça yapılan büyük bir yanılgı vardır: Ahlak ile hukuku birbirinin alternatifi gibi görmek. Oysa bu iki kavram rakip değil, tamamlayıcıdır. Ahlak, bireyin iç denetimini oluşturur; hukuk ise dış denetimi sağlar. Herkesin aynı vicdan seviyesinde olmasını beklemek gerçekçi değildir. Aynı şekilde yalnızca ceza tehdidiyle de sağlıklı ve huzurlu bir toplum kurulamaz. Denge, ahlak ve hukukun birlikte, tutarlı ve kararlı biçimde işletilmesindedir.

Sokakların güvenliği, temennilerle ya da “insanlar zaten doğruyu yapar” iyimserliğiyle sağlanamaz. Güvenlik; açık, net ve tartışmasız kanunlarla, tavizsiz uygulamalarla ve süreklilik arz eden denetimle mümkündür. Kanunların caydırıcılığı zayıfladığında suç cesaret kazanır; uygulamada boşluk oluştuğunda ise bedeli her zaman masumlar öder.

Ahlaklı ve vicdanlı bir toplum inşa etmek yalnızca devletin sorumluluğu değildir. Aile, okul, sivil toplum ve bireyler bu zincirin ayrılmaz halkalarıdır. Ailede verilen terbiye, eğitim kurumlarında kazandırılan değerler ve sokakta hissedilen adalet duygusu bir bütün hâlinde çalıştığında toplum ayakta kalır. Zincirin herhangi bir halkası koptuğunda ise güven duygusu hızla aşınır.

Sonuç olarak vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Çocukları korumak ise yalnızca iyi niyetle değil; ahlaklı bireyler yetiştirerek ve suça karşı net, adil ve caydırıcı bir hukuk düzeni kurarak mümkündür. Güvenli sokaklar, sadece güçlü bir devletin değil; bilinçli, kararlı ve sorumluluk sahibi bir toplumun eseridir. Bu bilinçle hareket etmek, bugün olduğu kadar yarın için de hepimizin ortak görevidir.

Fikri Ünver
Kelamı güçlü olanın kalemi çürütür yalanı.

>